kuantum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kuantum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Eylül 2018 Çarşamba

BAVUL ACADEBİ

Doğanın Yasaları Neden Mantığa Aykırı Geliyor?




Kuantum mekaniği yada görelilik kuramını tartışmazken evrim teorisi neden bu kadar tepki gösteriliyor?

Siyasetçiler çocukların madde,enerji,uzay ve zaman konusunda diğer teorilere de aşina olmasını talep ediyor?

 Oysa bu teoriler üzerine çalışan bilim adamların bazı felaketlerde neden olurken karşılaştırdığınızda Darwin’in fikirleri pek de tehlikeli değildir. Evrim teorisi basit ve net bir esasa,en uyumlu olanın hayata kalması ilkesine dayanır.



Görelilik kuramı veya kuantum mekaniği bir şeyin yoktan var olabileceğini; zamanın ve uzayın bükülebileceği veya kendi aynı anda farklı konumlarda olabilir düşüncesi gayet normal gelirken doğanın yasaları neden mantığa aykırı geliyor.


İnançlarımızın çelişmediği için belki de bu kadar kızdırmıyor.İnsan gözü lens,kornea ve retina başta olmak üzere sayısız küçük parçanın bir araya gelmesiyle oluşmuş son derece karmaşık bir sistemdir.

Milyonlarca yıl içinde küçük adımlarla evrimleşmiştir.Evrimsel açıdan bakıldığında insanın özüne en yakın şey olan DNA’mız,bir sonsuzluk makamı olmaktan çok bir mutasyon ve değişim aracıdır.

 Evrim teorisinin en temel iki mekanizması, mutasyon ve doğal seçilimdir.

Devamını Oku

30 Mayıs 2018 Çarşamba

Gamze oturak

FOTOSENTEZİN KUANTUM İLE İLİŞKİSİ KEŞFEDİLDİ!












(Şekil, yeşil sülfür bakterisinin ışık toplamasınn fotosentetik işleyişini göstermekte. Yeşil ve sarı renkte işaretlenmiş olan daireler aynı anda uyarılmış iki molekülü göstermekte. © Dr. Thomas la Cour Jansen/ Gröningen Üniversitesi.


Aralarında Groningen Üniversitesi’nden teorik fizikçi Thomas la Cour Jansen’nin de aralarında bulunduğu, dünya çapında birçok saygın bilim insanından oluşan bir ekip, fotosentezde yer alan moleküllerin, canlı olmayan maddeler ile aynı kuantum etkilerini sergilediğini keşfetti.
21 Mayıs’ta Nature Chemistry‘de yayımlanan çalışma, böylesi bir kuantum mekaniksel davranışın fotosenteze dahil olan biyolojik sistemlerde var olduğu ilk kez kanıtlanmış oldu. Fotosentezdeki kuantum efektlerinin iyi bir şekilde yorumlanması, doğadan esinlenilmiş ışık toplama cihazlarının geliştirilmesine yardım edebilir.
Son birkaç yıldır biyolojik sistemlerde kuantum mekaniğinin etkileri büyük bir tartışma konusuydu. Çalışmadaki temel fikir, elektronların gözlenene dek her iki durumda da bulunabilmesiydi. Bu olay, kuantum mekaniğindeki en popüler örneklerden biri olan Schrödinger’in Kedisi adı verilen, düşünsel olarak kurgulanan bir deney ile daha iyi bir şekilde anlaşılabilir. Deneyde, kedi içerisinde zehirli bir madde olan küçük bir şişe bulunan bir kutuya konulur ve kutu gözlemcinin görsel ipuçlarından yararlanarak bir yargıya varmaması için kapatılır. Eğer, kutunun içerisindeki şişenin kapağı kuantum mekaniği ilkelerine göre kapatılmışsa, şişenin kapağı hem açılmış hem de kapalılık halini koruyor olacak ve kutu içerisinde bulunan kedinin ölüp ölmediği ancak gözlemcinin kutuyu açmasıyla anlaşılacaktır. Yani, gözlemci kutuyu açıp içerisine bakana dek, kedi aslında hem “ölü” hem de “diri” olcaktır. Kısacası bu deney, elektronların en açık şekilde, nasıl bir davranış sergilediğini anlamamızı sağlayan güzel bir örnektir.
Titreşimler
Biliminsanları daha önceki çalışmalarda, bakterilerdeki ışıkla üretim mekanizmasında yer alan moleküllerin her iki durumda da eş zamanlı olarak uyarılabileceğini gösteren sinyaller buldukduklarını öne sürmüşlerdi. Her ne kadar deney kendi içerisinde kuantum mekaniksel etkilerin rolünü kanıtlamış olsa da, deneylerin tamamı ele alındığında, seviyenin uyarılmasının 1 pikosaniyeden (0.000 000 000 001 saniye) daha uzun sürdüğü iddia edilmiştir. Bu durum, kuantum mekaniği teorisinin temelilerinin öne sürdüğü süreden çok daha uzundur.
Jansen ve çalışma arkadaşlarının yayımlamış oldukları bu çalışma, bu deneyin aslında yanlış olduğunu gösteriyor. Jansen; “Bir önceki çalışmada kuantum etkileri olarak rapor edilmiş davranışların basit, molekül titreşimleri olduğunu gösterdik.” dedi. Ekip, tam da bu neden ile ünlü Schrödinger’in Kedisi fenomenini gözlemleyip gözlemleyemeyeceğini merak ederek  araştırmalarına devam etti.
Süperpozisyon 
Ekip, ölçümleri yapabilmek amacıyla ışık toplayan yeşil sülfür bakterileri üzerinde farklı ışık polarizasyonları kullandılar. Kullanılan bakteri, ışığa duyarlı yedi adet molekülden oluşan bir fotosentez sistemine sahiptir. Gelen foton, bu moleküllerden ikisini uyaracaktır ancak, ortaya çıkan enerji her iki molekülün de üzerine binecektir. Yani, kedinin hem ölü hem de diri olması durumdaki gibi, moleküllerin biri veya diğeri foton tarafından uyarılacaktır. Jansen; “Bu gibi süperpozisyon olan durumlarda, spektroskopik analizler yapıldığında spesifik bir salınım sinyalinin görülmesi gerekir ve bizim gördüğümüz de tam olarak buydu! Dahası, kuantum etkilerinin tam da teoride öngörüldüğü kadar sürdüğünü ve bu kuantum etkilerinin süperpozisyon durumunda olan iki molekülün üzerine aynı anda enerjiden dolayı olduğunu kanıtlamış olduk” diye belirtti. Yani Jansen ve ekibi, biyolojik sistemlerin tıpkı biyolojik olmayan sistemler gibi kuantum mekaniksel etkiler gösterdiği sonucuna varıyorlar.
Bu araştırma projesi için geliştirilen teknikler, hem biyolojik hem de biyolojik olmayan birçok farklı sistem üzerine uygulanabilir. Jansen sonuçlardan memnun olduğunu söylüyor ve; “Bu, kuantum mekaniğinin büyüleyici dünyasıyla ilgilenen herkes için gerçekten çok ilginç bir gözlem. Üstelik bu deneyin sonuçları, güneş enerjisinin depolanması veya kuantum bilgisayarlarının geliştirilmesi gibi konularda büyük bir rol oynayabilir” diyor.

KAYNAK:https://phys.org/news/2014-01-quantum-mechanics-efficiency-               photosynthesis.html
            https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2018/05/23/fotosentezde-kuantumun-etkileri-gozlemlendi/
              
Devamını Oku

30 Nisan 2018 Pazartesi

BAVUL ACADEBİ

Kuantum Biyolojisi




Erwin Schrödinger,yaşamın belli niteliklerinin kuantum teorisiyle anlaşılabileceğini düşünüyordu. Hatta ''Yaşam Nedir?'' kitabında bu konuyu ele aldı ve bu kitapla Francis Crick ve James D.Watson'a yardımcı olmuştur.

Schrödinger 1950'de ''Canlı organizmalar,hücrelerdeki olağan işleyişleri güçlendirmek adına bir şekilde kuantum seviyeye ulaşıp onun garipliklerinden faydalanıyor olabilirler.''
DNA'yı tanımlayan kuantum dalga fonksiyonunun çevre tarafından çökertilmesiyle mutasyona neden olabileceği tartışıldı. Sonuç olarak DNA'yı oluşturan sarmalların birbirinin tersi yönünde hareket ettiğini,net hızın sıfıra eşit olduğunu,zincirin formunun bozulmadığını,bu formun korunma yolu ise kuantum dolanıklık olduğunu biliyoruz.



Yerini Beğenmeyen Hidrojen

Bazlar arası hidrojen bağları ile bağlanır.Tek başına bir hidrojen atomu kuantum yasalarına yenik -klasik fizik ile açıklayamadığımız yasalar- düşebilir. Kuantum dünyası eş zamanlılık dünyası olduğu için yenik düşen atomun aynı anda iki zincirin de tarafında bulunma durumu ihtimalini '' kuantum süperpozisyonu'' kullanarak açıklandı.

Superpozisyon,varsayılım havada dönen bir madeni para süperpoze haldedir,yani olası iki durumu da (yazı ve tura) içerir.Ancak bu süperpoze durumu avucumuza düşüne kadardır.

Kuantum dolanıklığın,yazdığım bu çok az örnekten ibaret değildir.Enzimler,atomlar,koku reseptörleri,kuşlar gibi daha birçok örnek gösterilebilir.Nasıl yapıldığını anlamaya çalışmak ve merak etmemek elde değil.


Kaynak : Bezelye








Devamını Oku

6 Nisan 2018 Cuma

BAVUL ACADEBİ

Yapay Zeka İle Kuantum Kodunu Kırma


Yapay zeka,insan zekasının yapmaya çalıştığı ve gitmeye korktuğu kuantum dünyasının karmaşıklığını çözümlemeye başlıyor. Kuantum dünyasının karmaşıklığına aldanan bizler çok daha basit düzeye indirilebilir.
MATTHİAS TROYER alanında çok iyi hatta üstünde bir mühendis olan,bir uzman olarak kuantum bilgisayarlarını oluşturan Troyer ve yeni nesilde bu donanımla başlayan bilgisayarları kullanmaya başlıyorlar yine de arkadaşları ile öğle yemeğin de onu rahatsız eden bir düşünce ortaya çıkıyor.Makineler bir gün kuantum dünyasını bizden daha iyi anlayıp kullanır hale gelebilir mi?
Bilgisayarlar henüz bilim adamları programladığı şekilde kullanılmaktadır. Ama son bir yıl içinde kuantum olayı işleri değiştiriyor. Mekanik düzeyde de önemini gösteren bir davranışı olarak fizikçilerin incelediği ve karşılaştığı en çetin zor sorunlardan birini çözdü.Makinler  programlanmış zekanın ne kadar başarılı olabileceğini gösterdi.

Sorun Nasıl Çözümlendi?

Bu sorunu elektronları, yörüngeleri, atom çekirdeğinin içinde bulunan negatif yüklerini inceleyerek taşıyıcılarından  kaynaklanıyor olabileceği gösterildi. Maddenin özellikleri davranışlarının üzerinde de etki sağlar ve fiziksel yapısını belirler. Onların çoğu, kolayca esneklik yani dolaşım serbestliği ve kabiliyeti ,ışığı yansıtmak için elektrik ve ısı yapar. Bu da bilgisayarın temelini oluşturan mekanizma ortaya çıkarır: son yüzyılın atılımların birçoğu makineler üzerine kurulu oldu bu da bilgisayarın devrimine  yol açtı,ilk başta hesaplamalar yapmak için kullanılan yöntemlerde yeterince dikkatli elektron kendi istekleri dışında etkilenebileceği ve kontrol edebileceğimiz devre tasarımları yapmamıza izin verildi.
Zor olan tek tek elektronları  incelemek ve küçük olduklarından zor gibi gözüküyor  fakat bunu nasıl yaptıklarını anlayabilirsek ve davranışlarını rahatlıkla gözlemlediğimiz de gruplar bunu tanımlamak için ve yeni formlar ara yüzler oluşturmak için  madde içerecektir.Ultra-verimli piller için mucize ilaç tıbbi tedavilerdir. Ve parçacıkların hareketleri bir grup denklemi kurulduğunda kendi başına herhangi biri için daha katlanarak daha karmaşık sistemler gibi gözükse de  iyi bilinen kısayollar yani matematik sayesinde kolaylaştırabilir.
Ama elektronların bir yandan da kirli bir sırrı var. Bir kez toplanıp gelirler ve negatif belirtilerin hesaplamaların görünmesini çözmek imkansız hale getirir. Ve “imkansız” sadece uygun bir kısaltma değil.
Devamını Oku