Pages
  • ANA SAYFA
  • HAKKIMIZDA
  • Privacy Policy
  • İLETİŞİM
Nebula
Categories
  • Ana Sayfa
kan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Kasım 2018 Cumartesi

Gamze oturak

LÖSEMİ

By   Kasım 03, 2018   Hiç yorum yok:

Lösemi Nedir?

Toplumda kan kanserinin türlerinden biri olarak bilinen lösemi, kemik iliğinden kaynağını alan ve kan üreten kök hücrelerinden birinin, çeşitli etkenlerin bir araya gelmesi ile gelişiminin bir basamağında duraklaması ve kontrolsüz aşırı çoğalmaya başlamasıdır. Lösemi öncelikle kemik iliğini, sonrasında da tüm organları ele geçirir. Vücudun kan üretim sistemi olan kemik iliği ve lenfatik sistemi etkileyen lösemi,  tedavi edilmezse ilerleyici seyir gösteren kötü huylu kanserlerdendir. Lösemi; olgunlaşmış akyuvarların kontrolsüz artışına bağlı oluşursa kronik ve yavaş seyirlidir. Olgunlaşmamış akyuvarların kontrolsüz artışına bağlı gelişenler ise akut yani hızlı seyirli olarak tanımlanır. Hızlı seyirli olan kan kanserleri sıklıkla ani başlangıç gösterip özellikle 1-2 ay içerisinde klinik bulgu ve belirti verir. Bu nedenle kısa sürede tanı konulmalı ve en kısa sürede tedaviye başlanmalıdır.
Löseminin tam olarak nedeni bilinmese de özellikle radyasyon, benzen gibi kimyasallara ve tarım ilaçlarına maruz kalmanın lösemi riskini artırdığı bilinmektedir. Kan kanserlerinin en bilinenlerinden biri olan lösemi, hedefe yönelik akıllı ilaçların yanı sıra hastaya özel kök hücre nakil seçenekleri sayesinde başarıyla tedavi edilebilmektedir.

Lösemi Çeşitleri Nelerdir?

Lösemi akut (aniden ortaya çıkan, hızlı ilerleyen) ve kronik (yavaş seyirli, müzmin) olarak iki grupta değerlendirilir. Akut lösemiler de akut lenfoblastik lösemi (ALL) ve akut miyeloblastik lösemi (AML) olmak üzere ikiye ayrılır. Kronik lösemiler de Kronik Lenfositik Lösemi (KLL) ve Kronik Miyeloid Lösemi (KML) olmak üzere alt gruplara ayrılmaktadır.
Lösemi çeşitleri arasında akut lösemiler son derece agresif ve hızla ilerleyen bir hastalık türüdür. Akut lösemi zamanında tanı konulup tedaviye başlanmazsa, günler veya haftalar içinde hastanın kaybedilmesine neden olabilir. Kronik lösemi ise çok yavaş seyirde uzun süre sessizce kalabilir ve yıllar içinde ilerleme gösterebilir.

Akut Lösemi Nedir?

Kan kanserleri içerisinde akut löseminin görülme oranı % 15-20 ‘dir. Akut lösemi, çocuklarda en çok görülen kanser tipi olup, çok hızlı ilerler. Her yaşta görülebilen akut löseminin ilerleyen yaşlarda görülme oranı da artar. Belirti ve bulgularıyla kendini çok kısa sürede belli eden akut lösemi kemik iliğinde bulunan ve kan hücrelerinin üretiminden sorumlu olan kök hücrelerin kanserleşerek kontrolsüz ve hızla çoğalması sonucu oluşur. Akut lösemide kanser hücreleri çok hızlı şekilde önce kemik iliğine ardından da tüm vücuda yayılır. Akut lösemi hastalarında lökosit adı verilen beyaz kan hücreleri yapılamadığından sık sık ağır enfeksiyon durumları görülebilir. Kan pıhtılaşmasından sorumlu olan trombosit hücreleri de üretilemediği için cilt kanamaları, mide bağırsak sisteminden olan kanamalar ya da hayati organlarda ciddi seyirli kanamalarla karşılaşılabilir. Akut lösemide en büyük belirti olan kansızlık, hastaların en kolay fark ettiği belirtilerden biridir. Ayrıca vücuttaki diğer organlara yayılma gösterdiğinden herhangi bir organda oluşan bozukluk olarak da karşımıza çıkabilir.
Akut lösemi kendi içerisinde birçok alt tipe sahip akut miyeloblastik lösemi (AML) ve akut lenfoblastik lösemi (ALL) olarak iki ana gruba ayrılır. Her biri çok hızlı ilerleyen bu tümör tiplerine karşı erken tanı, tiplendirme ve hızlıca tedaviye başlamak çok önemlidir. Belirtiler görüldüğünde uzman onkoloji merkezlerinde uzman doktorlar tarafından tanı koyulup, kişiye uygun tedavi yapılması planlanmalıdır.

Kronik Lösemi Nedir?

Kronik lösemi ise akut lösemiye göre daha yavaş ilerleyen lösemi türüdür. Ancak kronik lösemi daha iyi sonuç verir. Olgun hücrelerin yapması gereken görevleri yerine getirmemesi ve anormal çoğalması ile ortaya çıkan kronik löseminin kronik lenfositik lösemi (KLL) ve kronik myelositer lösemi (KML) olmak üzere iki temel alt grubu bulunmaktadır. 

Lenfositik Lösemi (KLL)

Lenfositik Lösemi(KLL), olgunlaşmış normal lenfositlere benzeyen ve enfeksiyonlara karşı vücudu koruyan, fakat işlevlerini yerine getiremeyen lösemik hücrelerin kemik iliğinde çoğalması ile ortaya çıkar. KLL hücreleri, kemik iliği, lenf nodları ve kana yerleşir, bunun neticesinde de lenf düğümleri şişer ve dalak büyür. Daha çok 60-70 yaş aralığında görülen KLL, tüm lösemilerin %30’nu oluşturur. Hastalık çok yavaş ilerlediği için hastalar tanı konulmadan uzun süre yaşayabilir. Tanı sonrasında ise bazı hastalarda KLL problem yaratmadığı sürece tedaviye gerek duyulmaz. KLL tanısı hastalığa özel olan genetik bir değişikliğin özel yöntemlerle tespit edilmesi ile konulur.

Lösemi Belirtileri Nelerdir?



Lösemi belirtileri diğer kan kanserlerinde gözlenen bazı bulgularla ortak özellikler gösterebilir. Kansızlığa bağlı olarak;

  • Solukluk,
  • Halsizlik,
  • Çabuk yorulma,
  • Efor sırasında nefes darlığı gibi belirtiler gözlemlenir.

Lösemi belirtileri arasında bağışıklık sisteminin zayıflaması nedeniyle gelişen enfeksiyonlar sonucu diş etleri, burun, diş etleri ve cilt altında beklenmeyen kanamalara, morarmalar ve toplu iğne başı büyüklüğünde, basmakla solmayan kırmızı döküntülere rastlanır. Akut lösemi belirtilerinde ise bu bulgular dikkat çeker;

  • Solukluk, halsizlik,
  • İştahsızlık, kilo kaybı,
  • Gece terlemesi,
  • Uygun tedavi ile kontrol altına alınamayan, sık tekrarlayan ateş, enfeksiyonlar,
  • Kemik ağrıları,
  • Cilt altında kanama (toplu iğne başı kadar küçük kırmızı döküntüler, kolay ortaya çıkan morarmalar)
  • Burun ve diş eti kanamaları, boyun ve koltuk altı lenf bezlerinde, karında şişlik, diş etlerinde kabarma.
Lösemi belirtileri pek çok hastalığın belirtileri ile aynı seyredebilir. Vücudun tüm organlarına yayılabilen lösemi özellikle romatizmal hastalıklar, enfeksiyon hastalıkları, kanamalı hastalıklar, lenfoma, myeloma ve diğer kan kanserleri belirtileri ile benzer belirtilere sahip olabilir.

Çocuklarda Lösemi Belirtileri

Tüm çocukluk kanserleri göz önüne alındığında yaklaşık yüzde 30’unun lösemi olduğu görülmektedir. Çocukluk çağı kanserleri ve lösemi sıklıkla 2-5 yaş ya da 5-10 yaş aralığında görülmektedir. Çocuklarda löseminin çok kapsamlı klinik bulguları olsa da bazı belirtilerden şüphelenmek gerekir. Bunları şöyle sıralayabiliriz;
  • Hızlı kilo kaybı
  • İştahsızlık
  • Renkte solukluk
  • Vücutta morluklar ya da beklenmedik bezelerin uzun süre devam etmesi veya giderek Büyümesi
  • Karında şişlik
  • Eklem ağrıları
  • Uzun süre devam eden ve 5 günün üzerinde süren inatçı ateş
Yeni doğan bebekler 6-8 ay kadar anneden aldığı bağışıklık sistemini sürdürebilir. Sonrasında ise 2 yaşına kadar kendi bağışıklık sistemini kurar. Bu döneme kadar yılda 5 kez enfeksiyon geçirebilir. Viral enfeksiyonlar lösemi kanserlerini tetikleyebileceği unutulmamalıdır.
Çocuklarda löseminin nedenlerinden biri de D vitamini eksikliğidir. Erken yaşta görülen raşitizm ve buna bağlı olarak ortaya çıkan D vitamini eksikliğinin kanser üzerinde etkili olduğunu gösteren çok sayıda çalışma bulunmaktadır. Bu nedenle çocukların uygun hava şartlarında ve uzmanların önerdiği saatlerde güneş görmesi çok önemlidir. Lösemide genetik faktörlerin önemi de göz ardı edilememelidir.

Lösemi Tedavisi

Lösemi tedavisi birçok disiplini ilgilendirir. Tam donanımlı hastanelerde yetişkin ve çocuk hematoloji uzmanları tarafından tedavi edilir. Lösemi tedavi edilen onkoloji merkezi, kemoterapi uygulaması amacı ile iyi yetişmiş bir hemşire ekibi, 24 saat hizmet veren teşekküllü bir kan bankası, enfeksiyon hastalıkları uzmanı, gereğinde ışın tedavisi vermek açısından radyasyon onkolojisi uzmanı ve sofistike laboratuvar alt yapısı bulunması gerekmektedir.
Lösemi tedavi edilebilen bir hastalık olup, son yıllarda keşfedilen pek çok yeni yöntem ile tedavinin başarı oranı da her geçen gün artmaktadır. Yeni kemoterapötik ajanların keşfi, hedefe yönelik moleküler ilaçlar ve biyolojik ilaç tedavilerinin günlük kullanıma girmesi, gelişmiş radyoterapi cihazlarının geliştirilmesi, kemik iliği nakliyle ilişkili gelişmeler, hastaların yaşam sürelerinin uzatılmasında ve hastalığın tam olarak tedavi edilmesinde büyük aşamalar kat edilmesine sebep olmuştur.
Lösemi tedavisi için akla gelen ilk tedavi yöntemi kemoterapidir. Kemoterapi ilaçlarının tipi, dozu, uygulama yolu löseminin tipine göre farklılık gösterebilir. Yaklaşık 24 ay süren kemoterapi tedavisi dışında kemik nakli de bazı lösemi türlerinin tedavisinde akla gelen bir diğer yöntemdir.  Ülkemizde lösemi tedavisinde ulaşılan başarı oranları, gerek kemoterapi gerekse kemik iliği nakliyle dünya standartlarındadır.

Kronik miyeloid lösemiler 2000 yılından itibaren büyük oranda tedavi edilebilmektedir. Hastalık iyi tanındığından mekanizmayı bozan ilaçlar kullanılmaktadır. Hedefe yönelik tedavi adı verilen bu tedavi ile kemik iliğinde sürekli çoğalan miyeloid kökenli hücrelerin olgunlaşmadan ya da olgunlaşarak kana karışmasını engellemektedir.  İlaçlarla kontrol altına alınamayan hastalarda ise en etkin tedavi yöntemi “allojenik kök hücre nakli”dir. Kök hücre nakli,  doku uyumlu kardeş, yakın akraba veya akraba dışı gönüllü bağışçıdan alınan kök hücreler yardımı ile yapılmaktadır. Yavaş seyreden lösemi türü olan kronik lenfositik lösemiler (KLL) için erken evrelerde sadece destek amaçlı tedaviler verilir. İleri evrelerde veya yüksek riskli hastalarda ilaçlar veya hedefe yönelik antikorlar (immünoterapi) uygulanabilir. Kronik lenfositik lösemi, ileri yaş hastalığı olmasına rağmen 50 yaş öncesinde de görülebilmektedir. Yüksek riskli bu hastalarda da allojenik kök hücre nakli tedavi seçeneklerinden biridir.

Lösemide Kök Hücre Nakli Nasıl Yapılır?

Lösemi tedavisinde ilaç tedavisi ile erken dönemde hastalığı kontrol altına alınanlarda, hastalığın tekrarlama riski yüksekse, kök hücre nakli tercih edilir. Kök hücre nakli; kişinin kendisinden (otolog) veya doku uyumlu kardeş, diğer yakın akraba veya akraba dışı gönüllü bağışçılardan alınan kök hücrelerle (allojenik) yapılmaktadır. Kök hücre nakli için kök hücreler, vericiye anestezi uygulayarak kalça kemiğinden veya kök hücreleri uyarıcı ilaçlar kullanıldıktan sonra özel cihazlarla damardan çekilerek toplanır. Kök hücre nakli öncesi hastaya yüksek dozda ilaç ve/veya ışın (radyoterapi) tedavisi uygulanır. Bu aşamanın amacı hastanın vücudunda kalma ihtimali olan kanser hücrelerini yok etmek ve hastanın kemik iliğindeki hücreleri boşaltmaktır. Sonrasında nakil gerçekleştirilir. Uygun kök hücre vericisi bulunamayan hastalarda “otolog nakil” yapılabilir, ancak asıl etkili tedavi allojenik kök hücre naklidir. Nakil sonrası hastaların ciddi problemlerle karşılaşmaması için uzun yıllar takip edilmeleri gerekebilir.
Son dönemlerde uygun kök hücre vericisi bulunamayan ve yüksek tekrarlama riskine sahip hastalara kısmen uygun (%50-80 uyumlu) akrabalardan, “haploidentik” olarak isimlendirilen kök hücre nakli de yapılabilmektedir. Haploidentik nakil ile hastalığın riskine bağlı olarak hastaların yaklaşık yarısında bir yıldan daha uzun süreli hastalık kontrolü ve yaşam sağlanabilmektedir. Ancak bu gruptaki hastaların doku uyumsuzluğu sonucu bağışıklık sistemleri baskılandığında, tam donanımlı ve deneyimli merkezlerde sıkı takibinin yapılması gerekmektedir.

Kök Hücre Nakli Kimlere Yapılmalı?

Kök hücre nakli yapılırken bazı noktalara dikkat etmek gerekir.  Hastanın yaşı, ilave sağlık sorunu olup olmadığı, hastanın orta ve yüksek riskli grupta mı yer aldığına ilişkin kriterler göz önüne alınarak gerekli değerlendirme yapılmaktadır.  Bazı hastalar tedaviye daha geç cevap vermekte ya da hastalıkları daha çabuk tekrarlamaktadır. Bu tip hastalarda, hastalığın tekrarlama riski bazı gen değişikliklerinin varlığı ile belirlenebilir. Gen değişikliklerinin incelenmesi sonucunda yüksek riskli olarak adlandırılan grupta yer alan hastalara (yaşı gençse ve ilave hastalığı yoksa) allojenik nakil yapılmalıdır. Tekrarlama riski düşük olan hastalarda; kök hücre nakli, yan etkilerin fazla olması ve bazen yaşamı tehdit eden yan etkiler gelişmesi nedeniyle ilk aşamada önerilmez. Ancak hastalığın tekrarlaması halinde kök hücre nakli uygulanır. Başlangıç tedavisi ile cevap alınamayan kan kanserlerinde ise allojenik nakil bir tedavi seçeneği olarak uygulanabilir.
KAYNAK:memorıal hematoloji birimi
Devamını Oku

4 Haziran 2018 Pazartesi

Gamze oturak

Ebola salgını yeniden ortaya çıktı!!

By   Haziran 04, 2018   Hiç yorum yok:






Demokratik Kongo Cumhuriyeti'nin kırsal bölgelerinde başlayan Ebola salgını, bir milyon kişinin yaşadığı Mbandaka kentine yayıldı. Uzmanlar salgını kentte kontrol altına almanın daha zor olmasından endişeleniyor.
Sağlık Bakanı Oly Ilınga Kalenga, bu ay salgının ilk görüldüğü bölgeden 130 kilometre uzaklıktaki Mbandaka'ya ulaştığını doğruladı. Bu kent, başkent Kinşasa'nın da dahil olduğu çok sayıda bölgeye bağlanan önemli bir ticaret noktası.
Şu ana kadar tespit edilen 42 vakadan 23'ünde hastalar yaşamını yitirdi.
Dünya Sağlık Örgütü'nün üst düzey yöneticilerinden Peter Salama, salgının kente ulaşmasının vaka sayılarında "patlama yaşanması potansiyeli" taşıdığını söylüyor.
BBC'ye konuşan Salama, "Bu salgında önemli bir dönüm noktası. Ebola kentte ve kırsal bölgelerde birbirinden çok farklı yayılma hızına sahip. Şimdi vakalarda büyük bir artış yaşanması ihtimali var" diyor                                                                                                         

Ebola nedir?

Ebola kanamalı ateşi %60-90 oranında ölümle sonuçlanan bulaşıcı ve salgınlara neden olan bir enfeksiyon hastalığıdır. Gine, Liberya, Nijerya ve Sierra Leone olmak üzere dört Batı Afrika ülkesinde ilk olarak görülmüştür. Şu ana kadar Türkiye’de yaşanmış olgu bildirilmemiştir. Hasta kişinin kan ve vücut salgıları ile temas eden sağlık personeli ve aile bireylerine bulaşma olasılığı yüksektir. Hastalığın bulguları ateş, baş ağrısı, eklem ve kas ağrıları, halsizlik, ishal, kusma, karın ağrısı, iştahsızlık olarak bildirilmiştir. Bazı hastalarda boğaz ağrısı, öksürük, solunum güçlüğü, göğüs ağrısı gibi bulgulara da rastlanmıştır. Şüpheli durumlarda kanda virus veya virusa karşı antikorların saptanması ile tanı konabilir. İnsan ve hayvanlar için aşısı yoktur. Hastalığın özel bir tedavisi de yoktur; destek tedaviler uygulanmaktadır. Ebola semptomları, virüse maruz kaldıktan sonra 2 ila 21 gün arasında herhangi bir yerde olabilir.Virüs, ilk olarak 1976 yılında Sudan ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki eş zamanlı salgınlarda tespit edildi ve adını Kongo’daki bir nehirden aldı. Bu virüs hemen hemen daima sahra altı Afrika ülkelerinde görülmektedir. 22 Ağustos 2014 tarihinde şüpheli ve kanıtlanmış olgu sayısı 2615, hayatını kaybeden olgu sayısı 1427 olarak bildirilmiştir. Güncel hasta ve ölüm sayıları Dünya Sağlık Örgütü’nün sitesinde yayınlanmaktadır.

Ebola Virüsü nasıl bulaşır

Ebola virüsü, SARS ya da grip virüsüne nazaran daha zor bulaşır. İnsana bulaş: hasta hayvanların veya insanların organ, kan ve vücut sıvılarıyla (ter, çiş ya da sperm gibi) yakın temas sonucu olur.

Ebola Hastalığı Belirtileri ve Bulguları

Ebola virüsüne maruz kalındıktan 2-21 gün (genellikle 3-13 gün) sonra yüksek ateş, baş ağrısı, eklem ve kas ağrısı, halsizlik, şiddetli ishal, kusma, mide ağrısı ve iştahsızlık olabilir. Bazı hastalarda kaşıntı, gözlerde kaşıntı ve kızarıklık, hıçkırık, deride döküntüler, öksürük, boğaz ağrısı, göğüs ağrısı, nefes almakta güçlük, yutkunma zorluğu, kanlı ishal ve kan kusma dahil vücut içinde ve dışında kanama gibi belirti ve bulgular görülebilir.
Ebolanın diğer semptomlar kızarıklıklar, kırmızı gözler ve iç kanamalar ile dış kanamalar olabilir. Son dönemde organ yetmezlikleri oluşabilir. Ebola virus türlerine göre, ölüm oranları %60–90’lara kadar ulaşabilir. Ebola’nın erken belirtileri diğer yaygın hastalıklara benzer. Bu, Ebola’yı yalnızca birkaç gün bulaşmış biriside teşhis etmeyi zorlaştırıyor.

Ebolaya Maruz Kalma Riski

Afrika’da teyit edilmiş vakalar şu ülkelerden bildirilmiştir:Liberya, Sierra Leone, Gine, Nijerya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Gabon, Güney Sudan, Fildişi Sahilleri, Uganda, Kongo Cumhuriyeti (ROC) ve Güney Afrika.

Eboladan Korunma Yolları

EHA’den etkilenen bölgelerde yaşayan insanların hastalıktan korunmak için aşağıdaki önlemlere uymaları tavsiye edilir.
Diğer bulaşıcı hastalıklarda olduğu gibi hastalığı önlemenin en önemli uygulamalarından biri ellerin düzenli olarak yıkanmasıdır. Ellerinizin su ve sabunla yıkanması (ya da sabun bulunmadığı yerlerde ve ellerin açıkça kan ve vücut sıvılarıyla kirli olduğu durumlarda susuz alkol-bazlı el losyonun kullanılması) cildinizden potansiyel enfekte materyalleri uzaklaştırır ve hastalığının geçişini önler.
-Ölü hayvanlarla özellikle de primatlarla temastan kaçınınız.

Ebola Tedavisi

Ölüm oranları %90’lara kadar ulaşan EVH’nın insan ve hayvanlar için özel bir tedavisi ya da aşısı yoktur. Sıvı ve elektrolit tedavisi, eklenen bakteriyel enfeksiyonların tedavisi, oksijen tedavisi gibi destek tedaviler uygulanmaktadır.





(Virüsün mikroskobik görüntüsü )

Kaynak:▪https://www.google.com.tr/amp/s/www.bbc.com/turkce/amp/haberler-dunya-44153274
                              ▪https://www.medikalakademi.com.tr/ebola-nedir-nasil-bulasir-belirtileri/


Devamını Oku
Önceki Kayıtlar

Popüler Yazılar

  • Gerçekten Ne Kadar Özgürüz?
    Kimi Mercedes yerine Toyota almayı tercih ediyor,Kimileri tatil için Paris seçerken bazıları Tayland’ı seçiyor.Pek çok deneyde bu kararlar...
  • HIV
    HIV,immun sistem hücrelerini infekte edilen biricik insan RNA virüsüdür.HIV özellikle T-Helper (CD 4) Hücrelerini hedef alır ve bu ...
  • İnci Küpeli Kız Gerçeği
    "31 Ekim 1632’de, Hollanda’da, ileriki yaşantısında Barok tarzı, usta ışık kullanımları, doğal renkleri olduğu gibi yansıtması, resiml...
  • Florür ;Kimyasal Silah
    Florür ilk "19. yüzyılda yaygın deyimle "şeytan zehri" olarak bilinen sodyum florür, fare zehri olarak kullanılıyordu. Birç...
  • Beyin Tümörlerini Bulmak İçin Sıvı Biyopsi
    Beyin omurilik sıvısında (BOS) tümör kaynaklı DNA'nın saptanması, bazı gliomlarda tümör ilerlemesini izlemek için kullanılabilece...
  • İntihar eğilimi olan kişileri saptayan ‘kan testi’
    İntihar Eğilimi Olan Kişileri Saptayan ''Kan Testi'' Dönüşümsel Psikiyatri adlı bir bilimsel yayında yer alan araştı...
  • Vücuttaki Evrimin Kanıtı
    Vücuttaki Evrimin Kanıtı Bu düşünce biraz saldırgan gelse de vücut artık hiç ihtiyacınız olmayan antik kalıntılarla dolu bir müzedir. Yir...
  • Koronavirüs COVID-19 nedir?
        Dünya Sa ğ lık Örgütünün (WHO) uluslararası halk sa ğ lı ğ ı acil durumu ilan etmesine neden olan ve hâlihazırda de...
  • Osteogenesis imperfekta
    Cam kemik hastalığı, kemiklerde kolay ve sık kırılmanın yanısıra mavi sklera, diş bozuklukları ve işitme bozukluklarının da birlikte gö...
  • İnsan Beyninde Tıpkı Bağırsaktaki Gibi Bakteriler Keşfedildi
    İnsan Beyninde Tıpkı Bağırsaktaki Gibi Bakteriler Keşfedildi Bağırsaklarımızda yaşayan mikropların genlerimizi, sağlığımızı ve hatta ...

Instagram

ETİKETLER

  • bilim
  • kuantum
  • yapay zeka

Nebula

"Scientia vincere tenebras" "Bilgi karanlığı aşmak içindir"

Hakkımızda

Nebula, Farklı Üniversite öğrencileri tarafından oluşturulmuş ve hiçbir kar amacı olmayan topluluktur. Farklı alanlarda eğitim gören çeşitli üniversitelerde yetişen bizler, aldığımız eğitimi ilk olarak ülkemiz de daha sonra dünyadaki birçok insana ulaşmak ve doğru bilgiyi doğru bir şekilde aktarmayı görev olarak görüyoruz.

Kendimize edindiğimiz bu görev bilinciyle 2018 yılının başlangıcında yola çıktık. Yaptığımız araştırmaları, edindiğimiz bilgileri hiçbir din,dil,ırk,cinsiyet ve renk ayırt etmeksizin sizlerle paylaşmak istiyoruz.


Nebula, doğru bilgiyi aktarmak dışında sınırı olmayan bir topluluktur. ‘’Bilim sadece okunulan kitaplarla yeterli değil aynı zamanda bireysel deneyim ile kazanılır.’’ Dünyanın her yerinden istediği taktirde topluluğumuzun bir parçası olabilir.


​

Kötüye Kullanım Bildir

© Copyright 2018 Nebula. Designed by Nebula | Distributed By self. Powered by Science.