mekanizma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mekanizma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ağustos 2018 Cumartesi

BAVUL ACADEBİ

Bir Gen Birçok Kanseri Önleyebilir mi?





Tıp alanında yapılan araştırmalarda uzun zamandır P53 geninin kanseri önlemede önemli bir etkisi olduğu biliniyor ve hatta dünya da birçok kanserin bu gendeki mutasyonları içeriyordu.
 P53 geninin mekanizmasının anlaşılması kansere karşı savaşa dönüştürülebilecek potansiyelin farkına varıldı.

IFLScience yazılan üç sayfalık bir yazıda P53’ün bir çeşit kan kanseri olan B- hücreleri lenfomasını önleyen yol üzerinde çalıştıklarını belirten esas olarak MLH1,hücrelerde tümörleşebilen zarar görmüş DNA’nın onarılmasında etkili olduğu bulundu.



Uzun bir zamandan beri P53 baskılayıcı tümör gelişimin apaptozun (hücre ölümü) indüklenmesi olarak biliniyordu.

Bu hikayenin bir parçası olarak  P53’ün çoklu bir şekilde çalıştığı ve kanserleşen hücrelerden sadece birini öldürdüğünü buldular.

Diğer genlerin düzenlenmesinde P53 usta bir gen olarak görülebilir. Diğer bir işlevi de DNA’daki hasarı onaran hücrelerle birlik olup hücreleri boş yere öldürmemek.
P53 sadece kanserli hücreleri öldürerek çalışmıyor aynı zamanda bu hücreleri tamir edecek genler tarafından yönlendirilmeye tabi tutularak kurtarmanın ötesinde bir şeyler yapıyor.





Devamını Oku

12 Temmuz 2018 Perşembe

BAVUL ACADEBİ

HIV Virüsün Kayıp Bileşeni

Bilim insanları, HIV virüsünün insan hücrelerine bulaştığı zaman faydalandığı kilit bir molekül saptadı. Bu keşif, ölümcül hastalığı yenme yönünde atılan büyük bir adım olabilir.Araştırmacılar yeni bir mikroskobi yöntemi kullanarak (IP6) adı verilen küçük bir molekülü tecrit ettiler. Virüs bu molekülü kullanarak hem kendini bizim bağışıklık sistemimizden koruyor, hem de taşıdığı şeyleri serbest bırakıyor olabilir.
HIV gibi virüslerin genetik maddeleri, kapsit adı verilen koruyucu bir protein kaplamasının içinde duruyor. Bu kaplama, hem virüsün konağın savunma mekanizmalarından korunmasına yardımcı oluyor, hem de virüsün taşıdığı içerikleri, bulaştığı hücrelere aktarmasını sağlıyor.
Avustralya’daki New Southwales Üniversitesinde yapısal virüsbilimci olan David Jacques şöyle açıklıyor: “Yapılan çalışmaların gösterdiği kadarıyla, HIV kapsidinin kendi başına çok dengesiz olduğu biliniyor”


“Bu durum, kapsit dengesizliğinin, enfeksiyon için bir şekilde önemli olabileceğini söyleyen kuramlara yol açtı. Şimdi IP6’yı keşfetmemizle birlikte, enfeksiyon sırasında HIV kapsidinin hiçbir zaman ‘kendi başına’ olmadığını biliyoruz. Kapsit her zaman IP6’ya maruz kalıyor ve bu durum, virüsün çekirdiğini önemli oranda dengeli hale getiriyor.”
IP6 molekülünün, virüs bileşenlerinin birleşerek viryonlara (tamamlanmış virüs parçacıkları) dönüşmesine yardımcı olabildiğini onlarca yıldır biliyordu fakat bu molekülün, HIV’ın genel hayat döngüsünde ne kadar önemli olduğu belli değildi. Jacques’e göre bu sorunun bir sebebi de, kapsitlerin yapısal dengesizliğiydi; kapsitler, viryonlardan çıkarıldıkları zaman hemen çöküyorlardı ve laboratuvarda çalışma yapmak zorlaşıyordu.
Yeni araştırma, kapsit kabının neden bu kadar kolay şekilde parçalandığını gösteriyor.
“Artık sorunun kayıp bir bileşen olduğunu biliyoruz: Yani IP6 bileşeni” diyor Jacques.
Ele geçirilen bileşen, nasıl ki HIV’in kendi kapsidini kuvvetlendirmesini sağlıyorsa (yapıyı 20 saate kadar dengeli hale getiriyor); bu savunma amaçlı yapıştırıcı moleküler bir seviyede uzaklaştırıldığı zaman, kapsit de çabucak bozuluyor.
“Artık IP6’nın normal enfeksiyonlar sırasında her zaman mevcut olduğunu bildiğimizden, bu bileşeni test tüpündeki kapsite ekleyerek onu dengeli hale getirebiliriz” diye açıklıyor Jacques.
Bu keşfe olanak sağlayan yeni mikroskobi yönteminde, floresans kullanılarak kapsit parçalanmaları gerçek zamanlı olarak izlendi. Yöntem ile birlikte, IP6 gibi bileşenlerin viryonlar üzerinde ne gibi özel etkileri olduğunun belirlenmesi amacıyla binlerce tekil viryonun sağlamlığı ölçülebiliyor.
UNSW’de moleküler bilimci olan baş araştırmacı Till Böcking şöyle söylüyor: “Olgunlaşmamış virüsün, üretici hücreyi (virüsün yapıldığı yer) terk ederken IP6 topladığını ve sonra hedef hücreye girdikten sonra bunu tekrar kullanarak, kapsidini dengeli hale getirip enfeksiyonu kolaylaştırdığını tahmin ediyoruz.”
Takımın yöntemi, IP6’nın virüs kapsidinin üzerindeki gözeneklere bağlandığını ve kuvvetlendirilen tabakanın, yapının içerisindeki yeni virüs DNA’sı birikiminde 100 kattan daha yüksek bir artış sağladığını gösterdi.
Bu miktar, HIV kadar ölümcül olan bir şey için az değil. Artık, gaspedilen bu molekülün, virüsün bulaşıcılığı için ne kadar etkili olduğunu bildiğimizden, IP6’yı kendimiz de kullanabiliriz ve onu, gelecekteki antivirüs tedavilerinde yeni bir hedef haline getirebiliriz.

Devamını Oku

3 Mayıs 2018 Perşembe

BAVUL ACADEBİ

Arc Proteini: Genetik Tedavi Ümidi



Arc adı verilen öğrenme için çok önemli olan bir genin,virüslerin sıkça kullandığı bir stratejiyi kullanarak genetik materyalini bir nörondan diğerine gönderebildiği keşfedildi. Aynı zamanda iki farklı grubun Cell’de yayınladığı çalışmalarda,sinir sistemi hücrelerinin etkileşime girdiği bir başka mekanizma öğrenildi.

Arc geninin beyinde yeni bilgileri beyinde depolama görevi olduğu biliyoruz fakat nasıl bir mekanizması var tam olarak çözülemedi.

Araştırmalarda ilk olarak anlayabilmek için geni bakteri hücrelerine transfer edip ekspresyonunu incelemeye başladılar. Farklı olarak bakteriler ARC proteinini ürettiğinde,bir virüsün genetik bilgilerini içeren kapsid yapısında olan ve viral kapsidlere benzeyen makro-protein yapılar geliştiği görüldü.



Diğer çalışma grubu ise hücre dışı  kesecikler adı verilen ve hücreler tarafından salınan küçük keseciklerin içeriğini incelediler. Arc kapisdlerinin Arc mRNA’sını içerdiği ve bu kapsid vesiküllerin  nöronlardan salındığı kanıtlanmış oldu.

Aynı zamanda aktif nöronların ,Arc vesiküllerinin yüksek oranda salındığı gösterilerek nöronlar arası iletişimde kilit rol oynadığı ortaya da çıkmıştır.


Sonuç olarak beyin hücrelerinde keşfedilen bu mekanizma birçok alanda bize yardımcı olacağıdır.



Kaynak : Bezelye 
Devamını Oku