homo sapiens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
homo sapiens etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Temmuz 2018 Salı

BAVUL ACADEBİ

Beynin Moleküler Evrimi

Nörojenez, sinir kök ve projenitör hücrelerinden nöronların üretildiği bir süreçtir. En fazla doğum öncesi dönemde aktif olmaktadır.

Beyin gelişimi belirli bölgelerdeki ve hücre tiplerindeki genler ile yönlendirilmektedir. Bu genlerin ekspresyonu, yani DNA’ya gelen emirler ile bu parçalardan üretilen anlamlı ürünlerin yani proteinlerin üretilmesi anlamına gelir ve yine bu yolla belli zaman aralıklarında on-off (açık-kapalı) konuma gelen genlerin aktivitesi birçok gelişimsel fenomenin olduğu gibi beyin gelişiminin de temelinde yatar. Ancak şimdiye kadar bu aktivite sırasında, seviyesi, lokasyonu ve zaman aralığı ve de özellikle nörogenez sırasında kromozom üzerindeki bu açık-kapalı faz değişimleri bir harita ile açıklanmamıştı.
ATAC-seq adı verilen bir moleküler biyoloji tekniğinden yararlanan UCLA araştırmacıları nörogenez sırasında aktif olan beyin bölgelerini haritaladı ve bu veriyi, aynı beyin bölgelerindeki gen ekspresyonu verileri ile birleştirdi. Araştırmacılar aynı zamanda daha önce yayımlanmış olan kromozomlardaki katlanma kalıplarını ortaya koyan araştırmaların verilerini de kullandı. Kromozomal katlanıp açılma süreçleri genetik bilginin yazılıp okunmasını birinci dereceden etkilediklerini gösterdiler.

Tüm bu bilgiler bir araya getirilerek nörogenezin ardındaki temel düzenleyici ve yönetici elementler tanımlandı. EOMES/Tbr2 geni bunlardan birisi ve kapalı konuma geçtiğinde ileri düzeyde yanlış beyin gelişimine ve yanlış organizasyonel oluşumuna neden oluyor.
Araştırmacılar hedeflenen belirli genlerin rollerini tespit etmek için son yılların en önemli gelişmelerinden biri olan CRISPR teknolojisinden faydalandı. Bu teknik sayesinde de, DNA’nın belirli bölgeleri çıkarılıp, düzenleyici altyapısında yapılan değişiklikler ile o genin ekpresyonu ve dolayısıyla nörogenez üzerindeki etkileri yeniden belirlenebildi.
Araştırmacılar haritalama sayesinde ilerleyen yaşlarda ortaya çıkan ve gelişen şizofreni, depresyon, ADHD ve nevrotizm gibi psikiyatrik bir takım rahatsızlıkların, fetüsteki beyin gelişimi sırasında yazılabileceğini ve temellerin bu kadar erken gelişimsel fazlarda atılabileceğini ortaya koydu. Hatta bir insanın entelekt potansiyeli ve yeteneklerinin sınırları dahi nörogenez sırasında, bir raddeye kadar belirleniyor.


Araştırmacılar tüm bunlarla birlikte, insan serebral korteksinin diğer primatlara oranla çok daha büyük olmasının ardındaki mekanizmayı da açığa çıkardı. Bir genom sekansı veya dizisi tanılayan araştırma ekibi, bu dizinin fibroblast büyüme faktörü ekspresyonunu değiştirdiğini böylelikle hücre çoğalması ve bölünmesinin ve hatta hücrelerin belirli görevler almasını düzenlediğini keşfetti. Bu genom sekansı farelerde ve diğer primatlarda bizde olduğundan çok daha az aktivite gösteriyor.
Devamını Oku

6 Haziran 2018 Çarşamba

BAVUL ACADEBİ

Dil'in Evrimi




5 veya 6 milyon önce Homo sapiens diğer kuyruksuz maymunlardan ayrılarak iki ayak üzerinde yürümeğe başladığında,vertebral kolunun şekli ve yönelimi ayaklar üzerinde dik durmaya başlamasıyla belirgin bir biçimde değişmiştir.
Omurilik,daha çok açmak gerekirse,içinden omuriliğin uzandığı vertebral kanal son yıllarda evrimsel incelemelerde popüler hale gelmiştir.

Ann Maclarnon,dilin evrimi hakkında insan konuşması üretmek için gerekli olan benzersiz nefes kontrolünün olduğunu dikkat çekiyor. Nefes; göğüs kafesi (interkostal) kasları,diyafram ve diğer kaslar tarafından kontrol edilir.

Bu kasların tümü toraks vertebrasının bulunduğu bölgede omuriliğe bağlanan perifaeral (çevresel) sinirlerle donatılmıştır. MacLarnon’ın araştırması modern insandaki toraks veretbral kanal boyutunun, insan olmayan primatlar veya Homo ergaster gibi ilk insanlar göre daha büyük olduğu göstermiştir.


MacLarnon toraks vertebral kanal boyutunun dilin evrimi için anatomik bir işaretçisi olabileceğini ileri sürmüştür fakat Homo erectus çok küçük bir toraks vertebral kanalına sahipti. Homo erectus’un  dil konusunda bilgi verici olmadığı düşünüldü ve MacLarnon araştırması zayıflamış gibi görünse de , insan omuriliğindeki toraks kalınlaşmasının,konuşma üretimi sırasındaki nefes kontrolü için bir uyarlama olduğunu savunan varsayım hala geçerlidir.
Devamını Oku